Gündem

Balkanlar ve Karadeniz Hattında Güvenlik Rekabeti

genel 06.07.2026 09:58
Paylaş: Facebook Twitter WhatsApp Telegram
Balkanlar ve Karadeniz Hattında Güvenlik Rekabeti

İsrail’in Doğu Akdeniz, Balkanlar ve Karadeniz hattında radar ve hava savunma sistemlerini tek bir merkezden yönetmeye yönelik bir yapılanma kurmaya çalıştığı öne sürüldü. Söz konusu iddialar, bölgede artan askeri iş birliği ve savunma ağları üzerinden yeni bir güç dengesi tartışmasını da beraberinde getirdi.

“ENTEGRASYONLU SAVUNMA AĞI İDDİASI”

Emekli TSK Albayı ve stratejist İbrahim Keleş, İsrail’in bölgedeki ülkelerle kurduğu askeri temasların yalnızca ikili ilişkilerden ibaret olmadığını, bunun daha geniş bir “entegre radar ve önleme sistemi” hedefinin parçası olduğunu ileri sürdü.

Keleş’e göre Doğu Akdeniz’den Balkanlar’a, oradan Karadeniz’e uzanan hat üzerinde oluşturulmaya çalışılan yapı, hava sahası gözetleme ve füze savunma kabiliyetlerini ortak bir merkezde toplama amacını taşıyor. Bu yaklaşımın, bölgesel askeri koordinasyonu artırırken aynı zamanda yeni güvenlik tartışmalarını da gündeme getirdiği ifade ediliyor.

“TÜRKİYE ALGISI VE BÖLGESEL GERİLİM”

İbrahim Keleş, İsrail’de “Türkiye bizi kuşatıyor” yönünde bir güvenlik algısının bulunduğunu savunarak, bu algının dış politika ve askeri stratejilerde belirleyici olabildiğini öne sürdü. Keleş, bu çerçevede İsrail’in Suriye ve Lübnan gibi bölgelerdeki askeri faaliyetlerini de güvenlik stratejisinin parçası olarak değerlendirdi.

Keleş ayrıca, İran sonrasında Türkiye’nin de uluslararası alanda “tehdit algısı” içine sokulmaya çalışıldığı yönünde görüş bildirdi. Ancak Türkiye’nin askeri kapasitesinin bu tür olası kuşatma veya baskı stratejilerini dengeleyecek düzeyde olduğunu ifade etti.

“İSRAİL’İN BÖLGESEL YENİDEN KONUMLANMASI”

İddialara göre İsrail, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Romanya gibi ülkeler üzerinden Doğu Akdeniz ve Karadeniz hattında askeri ve teknolojik iş birliklerini artırırken, Balkanlar’da da Bulgaristan, Arnavutluk, Sırbistan, Macaristan ve Moldova gibi ülkelerle temaslarını genişletiyor.

Bu temasların, yalnızca savunma sanayi iş birliği değil, aynı zamanda erken uyarı sistemleri, radar paylaşımı ve hava savunma entegrasyonu gibi alanları da kapsayabilecek bir yapıya işaret ettiği ileri sürülüyor.

“TÜRKİYE’NİN SAVUNMA STRATEJİSİ: ÇELİK KUBBE”

Emekli General Mehmet Okkan ise İsrail’in bölgedeki hamlelerine karşı Türkiye’nin savunma sanayi alanında uzun vadeli bir hazırlık içinde olduğunu belirtti.

Okkan, Türkiye’nin “Çelik Kubbe” konsepti kapsamında HİSAR, SİPER, GÖKBERK, SUNGUR ve GÜRZ gibi hava savunma sistemlerine yatırım yaptığını, bu sistemlerin katmanlı bir hava savunma mimarisi oluşturmayı hedeflediğini ifade etti.

“STRATEJİK CAYDIRICILIK VE İŞ BİRLİKLERİ”

Okkan ayrıca Türkiye’nin yalnızca savunma teknolojileriyle değil, aynı zamanda dış politika ve askeri iş birlikleriyle de caydırıcılığını güçlendirmeye çalıştığını söyledi. Körfez ülkeleri, Somali, Libya, Kosova ve Bosna Hersek ile geliştirilen ilişkilerin bu stratejinin parçaları olduğu değerlendiriliyor.

Ayrıca Anadolu LHD, Amfibi Kolordu ve insansız hava aracı projeleri gibi unsurların da Türkiye’nin çok katmanlı savunma stratejisinde önemli rol oynadığı belirtiliyor.

“2028 HEDEFİ VE SAVUNMA VİZYONU”

Mehmet Okkan, Türkiye’nin 2028 yılına kadar daha güçlü bir caydırıcılık kapasitesine ulaşması gerektiğini ifade ederek, özellikle hava savunma sistemleri, balistik füze kabiliyeti ve insansız sistemler alanında yatırımların hızlandırılmasının kritik olduğunu vurguladı.

Bu çerçevede, savunma sanayi projelerinin yalnızca askeri kapasite değil, aynı zamanda bölgesel güç dengesi açısından da belirleyici olacağı değerlendiriliyor.

İlgili Haberler

Ovaakça’da Yaz Şenliği Coşkusu
Gündem

Ovaakça’da Yaz Şenliği Coşkusu

Osmangazi Belediyesi tarafından yaz mevsimine renk katmak ve mahalle kültürünü güçlendirmek amacıyla düzenlenen “Yaz Mah...

19 dakika önce