Gündem

Nilüfer’de “Türkiye’de Arkeoloji” Paneli

genel 16.05.2026 17:00
Paylaş: Facebook Twitter WhatsApp Telegram
Nilüfer’de “Türkiye’de Arkeoloji” Paneli

Nilüfer Belediyesi’nin düzenlediği “Arkeoloji Gündemi” buluşmalarının son etkinliğinde, Türkiye arkeolojisinin önemli isimleri aynı masada buluştu. Pancar Deposu’nda gerçekleştirilen “Türkiye’de Arkeoloji” başlıklı panelde; kent arkeolojisi, kültürel mirasın korunması, sahadaki tahribatlar ve yapısal eksiklikler kapsamlı şekilde ele alındı.

Moderatörlüğünü Prof. Dr. Mustafa Şahin’in üstlendiği panele; Side Kazı Başkanı Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, arkeolog-yayıncı Nezih Başgelen ve Prof. Dr. Mehmet Özdoğan konuşmacı olarak katıldı. Etkinliği çok sayıda vatandaşın yanı sıra Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir ile Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy da takip etti.

“Side modeli bazı kentlere örnek olabilir”

Panelde konuşan Prof. Dr. Feriştah Alanyalı, Side’de yürütülen kazı ve koruma çalışmalarına ilişkin bilgiler paylaştı. 2014 yılında alınan sit kararının ardından 140 parselde akademik kazılar gerçekleştirildiğini belirten Alanyalı, kentin yerleşim tarihinin milattan önce 9’uncu yüzyıla kadar uzandığının ortaya çıkarıldığını söyledi.

Tiyatro ile antik liman arasındaki alanın ilk kez bütüncül şekilde değerlendirilebildiğini ifade eden Alanyalı, çalışmaların parsel sahipleriyle yapılan protokoller üzerinden yürütüldüğünü kaydetti. Side’de uygulanan yöntemin bazı antik kentler için örnek olabileceğini dile getiren Alanyalı, “Her kent için aynı modelin uygulanabileceğini söylemek doğru olmaz” dedi.

Kültürel mirastaki kayıplar gündeme taşındı

UNESCO Türkiye Milli Komisyonu üyesi ve Arkeoloji ve Sanat Yayınları’nın sahibi Nezih Başgelen ise sunumunda kültürel miras alanlarında yaşanan tahribatlara dikkat çekti. Başgelen, Karabel Kaya Anıtı’nın yıllara yayılan zarar görme sürecini fotoğraflarla anlattı.

Latmos kaya resimleri, Kibele anıtları, Termessos lahitleri ve Edirne Muradiye Camii çinileri gibi birçok örnek üzerinden değerlendirmelerde bulunan Başgelen, son yıllarda tahribatın iş makineleriyle daha büyük boyutlara ulaştığını söyledi.

Yunanistan ve İtalya’daki koruma sistemlerine işaret eden Başgelen, “Bu ülkelerde güçlü arazi teşkilatları ve caydırıcı yaptırımlar bulunuyor. Türkiye’nin de benzer bir yapıya hızla kavuşması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Sorun insan kaynağı değil, sistem eksikliği”

Prof. Dr. Mehmet Özdoğan ise Türkiye arkeolojisinin kurumsal yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin yetişmiş arkeolog kadrosu açısından uluslararası ölçekte güçlü bir noktada bulunduğunu belirten Özdoğan, esas sorunun bu birikimi sahaya aktaracak sistemin yeterince oluşturulamaması olduğunu söyledi.

Arazi teşkilatının eksikliği, kültür envanterinin tamamlanamaması ve bilim ile bürokrasi arasındaki bağın zayıflaması gibi sorunlara dikkat çeken Özdoğan; kazı tekniği okullarının kurulması, kurtarma kazıları için profesyonel ekiplerin oluşturulması ve uluslararası koruma kuruluşlarında daha etkin temsil sağlanması gerektiğini ifade etti.

Kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir değer olduğunu vurgulayan Özdoğan, koruma politikalarının uzun vadeli bir bakış açısıyla ele alınmasının önemine işaret etti.

Program soru-cevap bölümüyle tamamlandı

Yoğun katılımla gerçekleşen panel, izleyicilerden gelen soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi. Program sonunda konuşmacılara günün anısına hediye takdim edildi.

İlgili Haberler