Türkiye’den Berlin’e Uzanan Siyasi Yol

Almanya’nın başkenti Berlin’de Eylül 2026’da yapılması planlanan Eyalet Meclisi (Abgeordnetenhaus) seçimleri öncesinde siyasi tablo yeniden şekilleniyor. Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) üyesi mevcut Berlin Eyalet Başbakanı Kai Wegner liderliğindeki hükümet, kamuoyu desteğinde önemli bir düşüş yaşarken, muhalefetteki Sol Parti (Die Linke) anketlerde yükselişe geçti.
Sol Parti’nin Berlin Eyalet Başbakanı adayı olarak gösterdiği 45 yaşındaki hukukçu ve eyalet milletvekili Elif Eralp, seçimi kazanması halinde Berlin tarihine geçmeye hazırlanıyor. Eralp, göreve gelmesi durumunda kentin ilk kadın ve ilk göçmen kökenli eyalet başbakanı olacak.
Sol Parti yıllar sonra Berlin’de ilk sıraya yükseldi
Die Zeit gazetesinin aktardığı ve Infratest araştırma şirketinin gerçekleştirdiği son kamuoyu yoklamasına göre Sol Parti, yaklaşık yedi buçuk yıl aradan sonra Berlin genelinde yeniden birinci parti konumuna yükseldi.
Partinin bu yükselişinde, CDU-SPD koalisyon hükümetine yönelik eleştirilerin etkili olduğu belirtiliyor. Özellikle Berlin Başbakanı Kai Wegner’in kış aylarında yaşanan büyük elektrik kesintisi sırasında tenis oynaması, bu durumu kamuoyundan gizlemesi ve kriz yönetimi sürecindeki açıklamaları siyasi tartışmaların merkezine oturdu.
Bu gelişmelerin ardından mevcut hükümetin güven kaybettiği, Sol Parti’nin ise Yeşiller Partisi’ni geride bırakarak iktidar alternatifi haline geldiği ifade ediliyor.
Sol Parti’nin hedefi: “Kızıl Metropol Berlin”
Sol Parti, seçim kampanyasında Berlin’i yeniden sosyal politikaların ön planda olduğu “kızıl bir metropol” haline getirme hedefini öne çıkarıyor.
Berlin’de oyların yüzde 15 ila 18 aralığında dağıldığı beş partili rekabet ortamında tek başına iktidar olmanın zor olduğu belirtilirken, Sol Parti’nin hükümet kurabilmesi için Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşiller ile koalisyon arayışına girmesi bekleniyor.
Elif Eralp, bu hedefi sembolik bir ifadeyle dile getirerek, “Kızıl Belediye Sarayı (Rotes Rathaus) artık gerçekten kızıl olmalı” açıklamasında bulunuyor.
CDU’dan Sol Parti’ye sert eleştiriler
Sol Parti’nin yükselişi, CDU cephesinde de sert tepkilere yol açtı. İktidar partisi, Sol Parti’yi “aşırı solculuk”, “antisemitizm” ve “polis karşıtlığı” gibi suçlamalarla hedef alarak ana siyasi rakip olarak konumlandırıyor.
Seçim tartışmalarının en önemli başlıklarından biri ise 2021 yılında Berlin’de yapılan ve seçmenlerin yaklaşık yüzde 60’ının destek verdiği büyük konut şirketlerinin kamulaştırılması yönündeki halk oylaması oldu.
Elif Eralp ve ekibi, halk oylaması sonucunun uygulanmasını savunurken, federal düzeyde CDU lideri Friedrich Merz’in kamulaştırmaları sınırlandıracak bir yasa girişimi de tartışmaların odağında bulunuyor.
Eralp, bu girişime karşı çıkarak, “Berlinliler, kendi oylarının geçersiz olduğunu söyleyen bir federal yaklaşımı kabul etmez” değerlendirmesinde bulunuyor.
Türkiye’den Almanya’ya uzanan bir göç hikâyesi
Elif Eralp’in siyasi kariyerinin yanı sıra yaşam öyküsü de Almanya’nın göç ve entegrasyon tarihinin önemli örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
Eralp’in anne ve babası, Türkiye’de sosyalist hareketler ve sendikal faaliyetlerde yer aldı. 1980 askeri darbesinin ardından siyasi baskılar nedeniyle Almanya’ya sığınmak zorunda kalan çift, Almanya’da yeni bir hayat kurdu.
Annesinin sekiz aylık hamile olduğu kaçış sürecinde aile, Münih Havalimanı’nda Alman makamları tarafından karşılandı. Yaklaşık iki yıllık iltica sürecinin ardından aileye Almanya’da kalma hakkı verildi.
1981 yılında Münih’te dünyaya gelen Eralp, ailenin tek çocuğu olarak büyüdü. Babasının Dortmund’da hekim olarak çalışmaya başlamasının ardından ailesiyle birlikte bu kente taşındı. Sekiz yaşındayken ise Hamburg-Altona’ya yerleşti ve eğitim hayatını burada sürdürdü.
Hukuk kariyerinden siyasete uzanan yol
Eralp, Hamburg Üniversitesinde 2001-2007 yılları arasında hukuk eğitimi aldı ve Birinci Devlet Hukuk Sınavı’nı geçti.
Eğitim sürecinin ardından Hamburg İlk Derece Mahkemesi, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Berlin Ofisi, Almanya’nın Ottawa Büyükelçiliği ve sığınma hukuku alanında uzmanlaşmış hukuk bürolarında görev yaptı.
İkinci Devlet Hukuk Sınavı’nı tamamladıktan sonra 2010 yılında Berlin’e taşınan Eralp, Sol Parti Federal Meclis Grubu’nda sivil haklar, demokrasi ve hukuk politikaları alanında danışman olarak çalışmaya başladı.
Parti içinde çeşitlilik mücadelesi
Gençlik yıllarından itibaren çevre hareketlerinde aktif olan Eralp, özellikle nükleer atık taşıyan Castor trenlerine karşı düzenlenen protestolara katıldı.
2017 yılında aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin Federal Meclis’e girmesinin ardından Sol Parti’ye üye oldu.
2018 yılında Berlin Eyalet Yönetimi’ne seçilen Eralp, Mayıs 2025’te Sol Parti Berlin Eyalet Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.
Parti içinde göçmen kökenli üyelerin daha fazla temsil edilmesi için çalışmalar yürüten Eralp, Hamze Bytyci, Ferat Koçak ve Belma Bekos ile birlikte “Links*Kanax” adlı çalışma grubunun kurulmasına öncülük etti.
Bu oluşum kapsamında parti içinde ayrımcılığa uğrayan üyeler için gönüllü bir hak arama merkezi ve çeşitlilik komisyonunun oluşturulmasını sağladı.
Berlin siyasetinde konut ve göç politikaları öne çıkıyor
Eralp, 2021 Berlin seçimlerinde Friedrichshain-Kreuzberg 2 bölgesinden doğrudan aday oldu. Hanau’daki ırkçı terör saldırısının ardından ırkçılıkla mücadele politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
Seçimde doğrudan oyların yüzde 28,5’ini alan Eralp, Yeşiller adayı Marianne Burkert-Eulitz’in yüzde 38,5’lik oy oranının gerisinde kaldı. Ancak eyalet listesindeki yedinci sıradan Berlin Eyalet Meclisi’ne girdi.
2023 seçimlerinde de milletvekilliğini koruyan Eralp, halen Sol Parti grubunda göç, uyum ve konut politikalarından sorumlu sözcü olarak görev yapıyor.
Seçim çalışmalarında birebir temas yöntemini benimseyen Eralp, özellikle Kreuzberg’de kapı kapı yürüttüğü kampanyalarda seçmenlerin kira fiyatları, ulaşım, kent temizliği ve sosyal dışlanma gibi sorunlarını dinliyor.
Sol Parti’nin seçim vaatleri: Kira krizi ve sosyal politikalar
Sol Parti’nin Berlin seçim programında en önemli başlıklardan biri konut krizi olarak öne çıkıyor.
Parti, yüksek kira fiyatlarına karşı yeni bir “kira sınırı” uygulaması getirilmesini, kamu eliyle daha fazla sosyal konut inşa edilmesini ve dar gelirli vatandaşlara yönelik sosyal desteklerin artırılmasını vaat ediyor.
Programda ayrıca yaşlılar ve yalnız yaşayan vatandaşlar için mahalle merkezlerinde üç avroya devlet destekli yemek hizmeti gibi sosyal projeler de yer alıyor.
Sol Parti federal düzeyde de yeniden yükselişte
Berlin’deki yükselişin yanı sıra Sol Parti, Almanya genelinde de yeniden yapılanma sürecinden geçiyor.
Ukrayna savaşı sonrası Almanya’nın savunma harcamalarını artırmasına karşı çıkan parti, askeri bütçeye ayrılan kaynakların sağlık, bakım hizmetleri ve emeklilik sistemine aktarılması gerektiğini savunuyor.
Deutsche Welle’nin haberine göre Sol Parti son dönemde üye sayısını artırarak 125 binin üzerine çıkardı ve ulusal anketlerde yeniden yüzde 10 seviyesinin üzerine çıktı.
Parti içinde yeni nesil siyasetçiler de daha genç, kapsayıcı ve çok kültürlü bir yapı oluşturmayı hedefliyor. İtalyan göçmeni inşaat mühendisi Luigi Pantisano ve Doğu Almanya doğumlu eş genel başkan Ines Schwerdtner, bu dönüşümün öne çıkan isimleri arasında yer alıyor.
Berlin seçimleri, yalnızca kent yönetiminin geleceği açısından değil, aynı zamanda Almanya’da göçmen kökenli siyasetçilerin yükselişi açısından da yakından takip edilecek.
